Lefkoşa

Büyük Han
1572 yılına tarihlenen han, tipik bir Osmanlı mimarisi örneği. Osmanlıların Kıbrıs’ta inşa ettikleri ilk han olma özelliğini taşıyor.

Selimiye Camisi (St. Sophia Katedrali)
Osmanlı döneminde camiye çevrilen bu yapı, orijinalinde St. Sophia Katedrali. Bu katedral gotik mimari örneği. Osmanlı döneminde cami olarak kullanılmışsa da katedral mimarisi özelliğini korumuş. Lüzinyanlar döneminin en önemli yapısı olan bu katedralde kralların taç giyme törenleri düzenleniyormuş.

St. Nicolas Kilisesi
12. yüzyılda Bizans döneminde inşa edilmiş bu kilise farklı dönemlerde değişiklikler görmüş. Venedik döneminden de nasibini almış olan yapı, Osmanlı devrinde ise bedesten olarak kullanılmış.

Derviş Paşa Konağı ve Etnografya Müzesi
Bu konak Lefkoşa’da ilk Türkçe gazetelerden birini yayımlayan Derviş Baba’ya ait, 19. yüzyıldan kalma bir yapı. İki katlı konağın üst katı kerpiç. 1988 yılında müze olarak düzenlenen konakta Kıbrıs’ta gündelik hayatı anlatan objeler sergileniyor. Buraya gitmeden önce saatleri hakkında bilgi almanızı tavsiye ederiz.

Venedik Sütunu
Venedik Sütunu adından da anlaşılacağı gibi Venedikliler tarafından 1550’de inşa edilmiş. Daha sonra Osmanlılar bu sütunu Sarayönü Camisi’nin avlusuna taşımışlarsa da, 1915 yılında İngilizler tarafından eski yerine getirilmiş.

Girne Kapısı
1567 yılında Osmanlılar tarafından gözlem amaçlı inşa edilen yapının surları daha sonra İngilizler tarafından yok edilmiş.

Bayraktar Camisi
1570’de Osmanlılar Lefkoşa’yı alabilmek için surları aşmışlar. Bu sırada burçlardan birine bayrağı diken askerin şehit olduğu ve düştüğü yere de bu caminin ve bir türbenin inşa edildiği rivayet ediliyor. Caminin adı da bu hikâyeden geliyor.

Sarayönü Camisi
20. yüzyılın başlarında bir deprem sonucu yıkılan Osmanlı camisinin yerine İngilizler tarafından yeni bir cami inşa edilmiş. Bu cami yani bugünkü yapı Endülüs mimarisinin özelliklerini taşıyor. Cami daha sonraları uzun yıllar boyunca evlendirme dairesi olarak kullanılmış.

Mevlevi Tekkesi
Osmanlıların Lefkoşa’yı fethinden kısa bir süre sonra kurulan Mevlevihane 1954’te işlevini kaybetmiş. Bir süre çocuk yuvası olarak kullanıldıktan sonra müzeye dönüştürülmüş.